Alican Danilo au 9/ Final

 Final 

9. Yara 

müzik: Thunder, Lana del Rey, Lonesome Love, mitski 

Karanlık bir odadır geçmiş, kapılarını kilitlediğin anahtarı yutsan da içinde filizlenir. Peşini asla bırakmayan bir kabustan farksızdır. Kaderle arkadaş oluvermişlerdir çünkü. Bundan emin olabilmemin tek nedeni karşımdaydı. 
Yuttuğum anahtarı yıllar sonra yeniden hatırlatan kisi tam karşımdaydı. Babam tam karşımdaydı. 

18 saat önce 

Kötü bir insan mıyım ben? Bencil olmam, ailemi terk etmem ve geriye kalan önemsiz her şeyi boş verdiğim zamanı düşünüyorum. Aslında kimim ben? 

Hırsızlık yapmıştık. Köşkü yakmıştık. Araba çalmıştık. Ha bir de kırmızıymış mağazadan çaldığım ceket. Ordan kaçarken fark etmiştim. Kırmızı sevmediğim bir renkti. Nedenini yok. Aslında var. Hem de birkaç tane var. Sadece sevmiyorum işte. İlkokulda şiir okuma yarışmasında annem zorla kırmızı giydirmişti mesela. İşyerinde ilk yaktığım yemek kırmızı sosluydu. Ha bir de babam kırmızıdan aşırı hoşlanırdı. Lisede gizlice kaldığımız stüdyo dairesi de kırmızıydı. Danilo'nun yediğim ilk yemeği de.

"Hâlâ aç mısın?" Heyecandan elim kolum bağlı hâlde öylece otururken Danilo'nun sesi beni gerçekliğe geri çağırdı. Ona kafamı çevirdiğimde bir kasede çorba getirdiğini fark ettim. O utanç verici mağazadan kaçtıktan sonra buraya gelmiştik. Yine aynı sokakta farklı bir dükkan. Sahipleri yok muhtemelen çünkü bayağıdır boşmuş gibi duruyor. 'Kimse gelmezse hırsızlık da yapmış sayılmayız' demişti Danilo. 

Elinden kaseyi aldığımda gülümsedi. O kadar şefkatli bir gülümsemeydi ki lacivert gözlerinin içinde yemyeşil bir orman yeşerdi sanki. "Her şey için özür dilerim." dediğimde gülümsemesi zamana meydan okuyacak yavaşlıkta soldu. Sanki gözlerindeki ormanı birden su bastı. Şu taştı ve taştı. Taştıkca daha çok soğuk bir hale büründü suratı. Sanki o taşan okyanusta nefessiz kaldı. Ormandanki her ağacı boğdu. Bir cevap vermesini bekledim ama vermedi. Sustu. 

Hep böyle yapardı. Beni daha kötü hissettirirdi. Ama bunu biliyordu. Bakışlarının bile beni kuru çöllerin arasına bırakıp gözlerindeki ormana muhtaç edeceğini biliyordu. Gördüğüm seraplarda hep gülümseyen hâli olurdu. "Özür dileme," dedi sadece. Aynı yavaşlıkta karşıma oturduğunda gözlerindeki ormanın tamamen öldüğünü fark ettim. Yüz ifadesi değişmedi ama gözleri hâlâ yüzümün her santiminde geziniyordu. 

"Özürü boş ver ve sadece çorbanı iç." Kaşımın üstündeki sargı bezine odaklandı. Bakışlarının yüzümde pençelerini attığı her yerin yandığını hatta kavrulduğunu görüyordum. O koca bir okyanustu. Böylesine soğuk bir okyanus nasıl olur da beni kül edebilirdi. 



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Alican Danilo Bl

Alican Danilo bl 2

Alican Danilo bl 5